İŞTE ŞİMDİ, SAKLAMBAÇ OYNAMANIN VAKTİ GELDİ

1/1/2008 · Kategori: oyun

Çocukluğuma dair tanıdık bir söz öbeğiydi Soğuk Savaş. Daha, açık ağzımdan süzülen salyamı tutamayacak yaştayken önünde dikildiğim gri ekranda gördüklerim; birtakım toz bulutları, yeşil üniformalı insanlar, bir yerden bir yere giden uçaklar ve kocaman gemilerdi. Kravatlı ve yaşlı amcaların yüzleri hem gergin, hem de sinirliydi. Zaten �savaş� sözcüğü kulağımı acıtacak kadar keskindi; bir de üstüne yetmezmiş gibi �soğuk� diyorlardı. Nasıl bir dünyaya gelmiştim ben böyle?! Sonra büyüdüm... Fırrr... Fırrr... (Kaseti ileri sar.)

Bulunduğum zaman diliminden tüm öğrendiklerimle beraber o yıllara baktığım zaman duyumsadıklarım, yine salyamın akmasına neden oluyor. Ama bu kez bir şeyleri anlayamamaktan dolayı değil; o yılların soğukluğunun günümüz bilimine, sanatına, edebiyatına ve sporuna nasıl yansıdığını idrak etmemden dolayı akıyor salyalarım. İkinci Dünya Savaşı�nın sonrasında Doğu ve Batı Bloğu ülkelerinin arasında başlayan güç gösterisi, hemen hemen bütün dünyayı nükleer bir savaş tehdidi altında bırakmış; bu güç gösterisinin iki başrol oyuncusu olan Sovyetler Birliği ve Birleşik Devletler, halklarını kesintisiz bir paranoyaya boğmuştu. Dünya devletleri de böylece taraf tutmak zorunda bırakılmış ve sonucunda ortaya yay gibi gergin olan bir politik ortam çıkmıştı. 4 Şubat 1945 yılında tarihinde gerçekleşen bu kutuplaşma, 19 Ağustos 1991 yılına kadar tam 46 yıl sürmüş ve tüm dünyayı sıcak savaştan daha fazla etkilemişti. Peki, ya bu savaş soğuk değil de sıcak olsaydı dünya nasıl bir iklime bürünürdü? Yeryüzünü vuran unsur, Soğuk Savaş döneminin politik düzleminde bozulan toplumsal refleksler değil, sıcak savaşın yıkımı olsaydı eğer... Ya tüm dünya birbirine girseydi Berlin Duvarı yıkılmadan hemen önce; ya Sovyet güçleri Amerikan topraklarını işgale kalkışsaydı...

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »